<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Marifetullah &#8211; Sıddık Naci Eren</title>
	<atom:link href="https://www.siddiknacieren.com/kategori/kavramlar/marifetullah/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.siddiknacieren.com</link>
	<description>Sıddık Naci Eren Efendi Hazretleri Hakkında Bilgiler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jun 2023 10:07:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.siddiknacieren.com/wp-content/uploads/2022/03/cropped-siddik-naci-eren-favicon-32x32.jpg</url>
	<title>Marifetullah &#8211; Sıddık Naci Eren</title>
	<link>https://www.siddiknacieren.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Meratibi Tevhid 1</title>
		<link>https://www.siddiknacieren.com/hayati/hocalari/meratibi-tevhid-1/2599/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör1]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 08:51:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaları]]></category>
		<category><![CDATA[Marifetullah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.siddiknacieren.com/?p=2599</guid>

					<description><![CDATA[   MERATİBİ TEVHİT 1 Uşşâkî Meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin ilk hocası Bekir Sıdkı Visali Hz’nin Tevhid hakkında yazdiklarından bir kısmı : 1 — Tevhidi imani 2. Tevhidi ilmi 3. Tevhidi hali 4. Tevhidi ilahi. 1 — Tevhidi imani: Tasdikil abdi bikalbihi ve ikraren bilisanihi ve teferrede minezzatiye ve subutiyeti vesselbiye ve tevahhede istidaati mağbudün [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><b>   MERATİBİ TEVHİT 1</b></li>
<li></li>
<li>Uşşâkî Meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin ilk hocası Bekir Sıdkı Visali Hz’nin Tevhid hakkında yazdiklarından bir kısmı :</li>
<li></li>
<li>1 — Tevhidi imani 2. Tevhidi ilmi 3. Tevhidi hali 4. Tevhidi ilahi.</li>
<li>
<blockquote><p>1 — Tevhidi imani:</p>
<p>Tasdikil abdi bikalbihi ve ikraren bilisanihi ve teferrede minezzatiye ve subutiyeti vesselbiye ve tevahhede istidaati mağbudün bilhak. Bidelaleti ayati Kur&#8217;aniye ve ahbarünn  Nebeviye yüntücü muhbürün sadık. Muhlüsatün min şirkil celi, müstefadetün min ilmi zahir.</p></blockquote>
</li>
<li>
<blockquote><p>Manası: Cenabı Hak, sıfatı zatiye, subutiye, fiiliye ve selbiyesiyle,<br />
halktan teferrüd edip, uluhiyete ibadete istihkak kesp eyledi.<br />
Abdin kalben tasdik lisanen ikrar eylemesi ile bizde lamağbude illallah<br />
deriz. Ayatı Kur&#8217;aniye, ehadisi nebeviyye ile Resulullah efendimize<br />
tasdik netice verir.<br />
Bu tevhit şirki celiden kurtarır, ilmü zahirden istifade olunur.</p></blockquote>
</li>
<li>
<blockquote><p>2 — Tevhidi ilmi:</p>
<p>Leysel vücudul hakiki velmüessiril mutlak illallah bihaysü ente alemü ennellah haysü makünte (vücudu hakikiCenabı Hakk&#8217;tır. Müessiri mutlak oldur. Biz nerede isek Cenabı Hakk bizimle beraberdir.)</p></blockquote>
</li>
<li>
<blockquote><p>Uşşâkî Meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin ilk hocası Bekir Sıdkı Visali Hz’nin Tevhid hakkında yazdiklarından bir kısmını aktardık. <i> </i></p></blockquote>
</li>
<li>
<blockquote><p>Kaynaklar : •</p></blockquote>
</li>
<li>
<blockquote><p>1 Hakikat ve Marifet Sırları Visali hz ve Ruhi hz</p></blockquote>
</li>
<li>
<blockquote><p>2 Bekir Sıdkı Visali hz. divanı</p></blockquote>
</li>
<li>
<blockquote><p>Foto : Kelimei Tevhid</p></blockquote>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmanın Vezni , Nevi ve Dereceleri</title>
		<link>https://www.siddiknacieren.com/hayati/hocalari/imanin-vezni-nevi-ve-dereceleri/2564/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör1]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Apr 2023 03:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaları]]></category>
		<category><![CDATA[Marifetullah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.siddiknacieren.com/?p=2564</guid>

					<description><![CDATA[İmanın Vezni , Nevi ve Dereceleri     &#160; Uşşâkî Meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin ilk hocası Bekir Sıdkı Visali Hz’nin İman hakkında yazdiklarından bir kısmı : &#160; DİNDEN İMAN DOĞDU İMAN : Kabulü kalbil abdi bihidayetirrabbi (Cenab-ı Hakkın hidayetine mukarin olduğu üzere, kulların altı şeye inanmasına İMAN denir. Amentü billahi ila ahir&#8230;) Bu da üçe [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İmanın Vezni , Nevi ve Dereceleri    </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uşşâkî Meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin ilk hocası Bekir Sıdkı Visali Hz’nin İman hakkında yazdiklarından bir kısmı :</p>
<p>&nbsp;</p>
<div>DİNDEN İMAN DOĞDU</div>
<div></div>
<div>İMAN : Kabulü kalbil abdi bihidayetirrabbi (Cenab-ı Hakkın</div>
<div>hidayetine mukarin olduğu üzere, kulların altı şeye inanmasına</div>
<div>İMAN denir. Amentü billahi ila ahir&#8230;)</div>
<div></div>
<div>Bu da üçe ayrılır. Amentü billahi ve melaiketihi akli, ve kütubihi</div>
<div>ve Rusulihi hissi, velyevmilahir ilahirihi gaybidir. «54 farz kaside kitabında».</div>
<div></div>
<div></div>
<div>İMANIN VEZNİ DÖRTTÜR: 1. Gayri azim, 2. Azim, 3. Mutabakat, 4. Subut.</div>
<div></div>
<div>GAYRİ AZİM: Hiçbir kayıtla mukayyet olmayan, komünistlerin, tabiiyyunların halidir.</div>
<div>AZİM: Güneşe, aya, yıldıza, sığıra tapanların imanıdır.</div>
<div>MUTABAKAT: Azim var subut yok, hıristiyanların, musevilerin</div>
<div>imanıdır.</div>
<div>SUBUT: Müslümanların imanı: kayıtlardan kurtulup tevhidi bulmuştur.</div>
<div></div>
<div></div>
<div>İMANIN NEVİ BEŞTİR:</div>
<div></div>
<div>1. İmanı masum : Peygamberlerin imanı.</div>
<div>2. İmanı maktu: Melaikenin imanı.</div>
<div>3. İmanı makbul: Müslümanların imanı.</div>
<div>4. İmanı mevkuf: Fırkai dallenin imanı (cebriye, kaderiyye gibi)</div>
<div>5. İmanı merdut: Münafıkların imanı.</div>
<div></div>
<div>İMANIN DERECELERİ ALTIDIR:</div>
<div></div>
<div>1. İmanı kavli</div>
<div>2. İmanı istidlali (aklı)</div>
<div>3. İmanı kalbi</div>
<div>4. İmanı hali</div>
<div>5. İmanı vücudi</div>
<div>6. İmanı şuhudi.</div>
<div></div>
<p>(1, 2)</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><em>Uşşâkî Meşayıhı Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin ilk Hocası Bekir Sıdkı Visali Hz’nin eserlerinde İman&#8217;ı anlattığı bölümleri aktardık .</em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklar :</p>
<ul>
<li>1 Hakikat ve Marifet Sırları Visali hz ve Ruhi hz</li>
<li>2 Bekir Sıdkı Visali hz. divanı</li>
</ul>
<p>Foto : Amentü kayığı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Uşşâkî Mürşidinden La İlahe İllallah kavramı</title>
		<link>https://www.siddiknacieren.com/ibadetler/uc-ussaki-mursidinden-la-ilahe-illallah-kavrami/1791/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör1]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2022 16:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İbadetler]]></category>
		<category><![CDATA[Marifetullah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.siddiknacieren.com/?p=1791</guid>

					<description><![CDATA[Üç Uşşâkî Mürşidinden La İlahe İllallah kavramı &#160; Bu yazıda Sıddîk Nâci Eren Uşşâkî (k.s.) Hazretleri’nin ve şeyhlerinin kitaplarında geçen La Ilahe Illallah (c.c.) kavramını araştıracağız. &#160; Bekir Sıdkı Visali Hz.’nin hocası Abdurrahman Sami Niyazi hz. Esma ül Hüsna şerhinde şöyle yazmış : (LA İLÂHE ILLÂ HU – لااله الاهو ) Mabudu bilhak (hakkıyla), cemi (bütün, hep) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üç Uşş</strong><strong>âkî Mürşidinden La İlahe İllallah kavramı </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu yazıda Sıddîk Nâci Eren Uşşâkî (k.s.) Hazretleri’nin ve şeyhlerinin kitaplarında geçen La Ilahe Illallah (c.c.) kavramını araştıracağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bekir Sıdkı Visali Hz.’nin hocası Abdurrahman Sami Niyazi hz. Esma ül Hüsna şerhinde şöyle yazmış :</p>
<h3></h3>
<h3><strong>(LA İLÂHE ILLÂ HU – لااله الاهو )</strong></h3>
<p>Mabudu bilhak (<em>hakkıyla</em>), cemi (<em>bütün, hep</em>) meratibi (<em>dereceler</em>) esma (<em>isimler</em>) ve sıfat-ı ( <em>Bir kimse veya şeyin sâhip olduğu nitelik, ona âit olan özellik, hal ve vasıf</em> ) camii olan (<em>toplayan , bir araya getiren</em>) ancak künhi ( <em>b</em><em>ir şeyin aslı, özü, gerçeği</em> ) zati (<em>Bir varlığın hakîkati, hüviyeti, mâhiyetine âit</em>) uluhiyyesidir. ( <em>İlâhlık, ibâdet olunmaya hakkı olmak.</em> )</p>
<p>Kulun, Kelime-i Tevhidten hissesi : Allah Azimüşşanı kalben mabudi (<em>Kayıtsız şartsız kulluk edilmeye lâyık olan, kendisine ibâdet olunan varlık, ilâh, Allah</em>) bilhak (<em>hakkıyla</em>) itikat etmek (<em>İnanma, kalben tasdik ederek inanma</em> ), ruhen maksut (<em>amaç, gaye</em>) matlubu (<em>kavuşmak istenen, gönül bağlanan</em>) bilhak itikat etmek ve Sırren (<em>gizlice</em>) mahbubi (<em>sevilen</em>) bilhak itikat ve künhi vücudı (<em>Varlığın aslı,özü,hakikatı</em>) , taalluk (<em>âit olan, bağlı olan</em>) akıldan münezzeh ( <em>İnsanlara mahsus her türlü sıfat, zaaf ve noksanlıktan uzak olan, hiçbir şeye ihtiyâcı bulunmayan</em>) mevcudi (<em>var olan</em>) bilhak (<em>hakkıyla</em>) itikat edip; faili ( <em>Her şeyin gerçek yapıcısı olan Allah</em> ) ,  müessir (<em>eser sahibi</em>) , mevsufi (<em>Bir nitelikle nitelendirilmiş, kendisini benzerlerinden ayıran bir nitelik kazanmış, nitelenmiş</em>) ezeli ( <em>Başlangıcı olmayan, kadîm</em> ) , vücudi vacible (<em>Varlığı zorunlu olan ve var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah.</em>) , mevcudiyetini (<em>varlığını</em>) ikan ederek ( <em>Sağlam bilme, şüphe götürmeyecek şekilde yakînen bilme</em> ) kemal-i ( <em>Bir şeyin tam ve noksansız dereceye erişmiş olması durumu, mükemmellik, tamlık, olgunluk</em> ) tevhid ef’al ( <em>Yaratma, hayat verme, rızıklandırma, öldürme, diriltme, affetme, şifa verme gibi sonsuz fiillerin hepsini Allah’tan bilmeye “tevhid-i ef’al” denilir.</em> ), Sıfat (<em>Hayat, ilim, irade, kudret, semi, basar ve kelam sıfatları Hakkın olup, bu sıfatlar salike ayna olmakta ve orada Hz. Mevla müşahede edilmektedir.</em> ) , zate (<em>vücud birliği</em>) erişmektir.</p>
<p>Hassası (Faideleri) : Her namazdan sonra, Kelime-i Tevhid’i yüz kerre okuyana gafletle (<em>açık gerçeği görememe</em>) ve nisyan (<em>unutma</em>) ve kasveti ( <em>Sıkıntı, gam, keder, tasa</em>) kalbden kurtulur.  (1)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sıddîk Nâci Eren Uşşâkî hz.’nin hocası Bekir Sıdkı Visali Hz. Emanetullah Mazharından Kelime-i Tevhid Kasidesi’nde şöyle buyuruyor :</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fa&#8217;lem ennehu Lâ ilâhe illellah Muhammedün Resûlullah<br />
Cennet-i âlâ anahtarı: Lâ ilâhe illellah Muhammedün Resûlullah<br />
Mir&#8217;at-ı (<em>ayna</em>) Muhammed nurundan Lâ ilâhe illellah Muhammedün<br />
Resûlullah<br />
Kalu belâ tasdiki: Lâ ilâhe illellah Muhammedün Resûlullah (2)</p>
<p>Sıddîk Nâci Eren Uşşâkî hz. eserinde şunları yazar :</p>
<p>Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyururlar: “Her şeyin bir parlatıp cilâlanması vardır. Gönüllerin parlatıcısı ve cilalayıcısı Lâ ilâhe illâllah Muhammedün Resûlüllah’tır.” Diğer bir hadis-i şerif : “Cennetin anahtarı Lâ ilâhe illâllahtır. Zikrin efdali Lâ ilâhe illâllahdır.” Resulü Ekrem (s.a.v.) Hazretleri buyurmuşlar ki: “Lâ ilâhe illâllah demek cennetin anahtarıdır” hadis-i şerifinin manasını sorduklarında: “Evet, böyledir. Ama bu anahtara dört diş lâzımdır. Yalan ve gıybet söylemeyen dil, çirkin arzularından temiz bir gönül, haram ve şüpheliden arınmış mide, riya ve bid’atten ( <em>İslâm dîninde Hz. Muhammed zamânında bulunmayıp sonradan ortaya konan hüküm ve âdet.</em>) uzak amel” cevabını verdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Lâ ilâhe illâllah kelimesi en büyük bir kaledir. Ve tevhidin (Allah’ı birlemenin) âlemidir. Bu kelimenin kalesine sığınan, ebedî saadet-i nimeti elde eder. (3)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uşşâkî Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin ve hocalarının eserlerinden Kelime-i Tevhid kavramını paylaştık .</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklar :</p>
<ul>
<li>1-Vesiletü’l Kübra Şerhi Esrarı Esmai’l Hüsna</li>
</ul>
<p>Abdurrahman Sami Niyazi hz. çeviren :  Mustafa Şevket Erol</p>
<ul>
<li>2-Emanetullah Mazharından Kelime-i Tevhid Kasidesi’nden Bekir Sıdkı Visali Hz.Divanı</li>
<li>3-Sıddîk Nâci Eren Efendi Adın Güzel Zatın Güzel Ya Rabbena Ne Güzelsin Ne Güzel</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Foto Sıddık Naci Eren Efendi&#8217;nin dergahlarından Kelime-i Tevhid Hattı</p>
<p>Kitap temini : Şelale Yayıncılık  / 0 216 420 9581</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marifet ve Arif</title>
		<link>https://www.siddiknacieren.com/siirleri/marifet-ve-arif/1131/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör1]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2022 10:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Marifetullah]]></category>
		<category><![CDATA[Metin]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Marifet ve Arif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.siddiknacieren.com/?p=1131</guid>

					<description><![CDATA[Sıddîk Nâci Eren Efendi Hz. (ks) sohbetlerinde sık sık bu şiiri okurdu Arif ona derler ki ol kan ola Marifet denizinde (âleminde ) umman ola Atlayacak Marifet düldülüne Arşı, kürsü hep ona seyran ola Hak deyecek nefesi Hak&#8217;tan gele Söyleyecek sözleri Kur&#8217;an ola Hem yine bir arifin sözü Dertlilerin derdine derman ola (Yunus Emre hz.) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sıddîk Nâci Eren Efendi Hz. (ks) sohbetlerinde sık sık bu şiiri okurdu</strong></p>
<p>Arif ona derler ki ol kan ola<br />
Marifet denizinde (âleminde ) umman ola<br />
Atlayacak Marifet düldülüne<br />
Arşı, kürsü hep ona seyran ola</p>
<p>Hak deyecek nefesi Hak&#8217;tan gele<br />
Söyleyecek sözleri Kur&#8217;an ola<br />
Hem yine bir arifin sözü<br />
Dertlilerin derdine derman ola</p>
<p>(Yunus Emre hz.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Uşşaki Şeyhi Sıddîk Nâci Eren Efendi Hz.&#8217;lerinin sohbetlerinde &#8220;Arif ve Marifet&#8221; ile ilgili sık sık okuduğu şiiri paylaştık.</strong></em></p>
<p><strong>kan ola:</strong> <span class="Champturk150">Bir şeyin çok bol bulunduğu yer veya kimse<br />
</span><strong>marifet:</strong> <span class="Champturk150">Allah’a erişme yolundaki dört makamdan (şerîat, tarîkat, hakîkat, mârifet), ancak Allah’ın “ehassü hâssi’l-havâs” denen has kullarının eriştiği dördüncü makam. Bu, kulun Hak’ka vâsıl olduğu makamdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ârif ona derler ki…</title>
		<link>https://www.siddiknacieren.com/kitaplari/arif-ona-derler-ki/1098/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör2]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 11:34:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Marifetullah]]></category>
		<category><![CDATA[arif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.siddiknacieren.com/?p=1098</guid>

					<description><![CDATA[Sıddık Naci Eren Efendi Hz.&#8217;lerinin (ks) Muslumaniz Elhamdulillah isimli eserinden bir kesit&#8230; Ey ihvân! Ârif ona derler ki… Ârif odur ki, hiç bir iş ve faaliyet, onu Allâh’ı ile meşgul olmaktan alıkoyamaz. Bir an bile Allâh’ın huzurundan ayrılıp gafil olmaz. Ârif odur ki, kendisi susar ve Hak onun sırlarından söyler. Ârif odur ki, mâsivâyı bırakıp, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sıddık Naci Eren Efendi Hz.&#8217;lerinin (ks) Muslumaniz Elhamdulillah isimli eserinden bir kesit&#8230;</strong></em></p>
<h2>Ey ihvân! Ârif ona derler ki…</h2>
<p>Ârif odur ki, hiç bir iş ve faaliyet, onu Allâh’ı ile meşgul olmaktan alıkoyamaz. Bir an bile Allâh’ın huzurundan ayrılıp gafil olmaz. Ârif odur ki, kendisi susar ve Hak onun sırlarından söyler. Ârif odur ki, mâsivâyı bırakıp, bildiğiyle (Allah’la) meşguldür. Ârif odur ki, kendi tedbirini bırakır, Hakk’ın tedbirine sarılır, onu bekler ve ona önem verir. Ârif odur ki, hiç bir şeyle üzülmez; her ne olsa sevinir, üzüntüsü kalmaz.</p>
<p>Ârif odur ki, bu geniş dünya, onun başına dar gelir; halktan kaçıp Allâh’a varır ve O’nun huzur ve ünsiyetinde rahatı bulur. Ârif odur ki, derin ve devamlı düşüncesiyle melekler âlemini aşar. Hakkı Hak ile bilir ve Hakk’ın nûru ile âleme vâkıf olur, onun sırlarını bilir.</p>
<p>Ârif odur ki, gönül bahçesinde gezer, can havuzunda yüzer ve Allâh’ına kalbiyle münâcâatta bulunup, yalvarıp arzularını O’ndan ister. Ârif odur ki, Hak’tan başkasını düşünmez, hak olmayanı konuşmaz ve nefsi için Hak’tan başkasını koruyucu bilmez.</p>
<p>İlim nehirdir, hikmet denizdir. Âlimler, nehirleri tavaf eder, hikmet sahipleri denizlere dalarlar, ârifler ise kurtuluş gemilerinde gezerler. Ârif odur ki, Allâh’ın sırlarını ehli olmayana, anlamayana açıklamaz, sevinç ve acılarını kimseye söylemez.</p>
<p>Ârifin alâmeti şudur: Allâh’ı ile olduğu zaman övünür, nefsi ile kalınca kendini hakîr (aşağı) görür. Âbid cismini, ârif canını eritir. Ârifin kalbi, hikmet kandilidir. Mârifet de o kandilin fitilidir. Yağı sevgidir, ışığı melekler âleminin nûrudur. Âlime edep, âbide istek, ârife zevk ve rızâ lâzımdır. Çünkü ârif bildiğiyle (Allah’la) daimî mânevî sevinç içindedir. Zâhidin alâmeti, dünyayı terk etmektir. Ârifin alâmeti, duâ ve Allâh’ın medh ü senâsıdır.</p>
<p><strong>Ey azîz! Erenler demişler ki:</strong></p>
<p>Ârif, her şeyi, hattâ kendini terk edip, varlığının yükünden kurtulduğu zaman, muhakkak gönül âlemine girer. Sonra hayal atına</p>
<p>binip nice günler giderek tevekkül dağlarını aşar. Tefviz çölünü geçer ve sabır alanını seyrederek gider. En sonunda rızâ bahçesine gelir. Oradan da irfan bostanlarına ulaşır. Sonra sevgi meclisine girip üns ve huzura kavuşur. Sonra serili yatağa çıkıp, münâcaat ve yakınlık mertebelerine nâil olur. Sonra en güzel ahlâk ve sıfatlarla ilâhî isimlerden hil’atlerini giyinip, bu keramet ve izzetlere ve bu makamların lezzetlerine nâil olan ârif, ömrü boyunca bu hâllerin nimetleri içinde yaşar, sonsuz mânevî saadetlere kavuşur. Bu kulun cismi dünyada olsa da, kalbi âhirete bağlıdır.</p>
<p><strong>Bir hadîs-i şerîfte buyrulmuştur ki;</strong></p>
<p><em>“Dünyada muhakkak bir cennet vardır. Onu bulan kimsede Cennet arzusu kalmaz. O cennet de mârifetullahtır.”</em></p>
<p><strong>Ve yine bir hadiste şöyle buyrulmuştur:</strong></p>
<p><em>“İnsanlar bu dünyadan göçüp gittiler. Hâlbuki buranın en hoş ve lezzetli zevklerini tatmadan öldüler. Bu lezzetli şey de Allâh’ı bilmektir ki, bu dünyadaki her nimetten lezzetli ve zevklidir.”</em></p>
<p><strong>Hazret-i Ali </strong>(r.a.) buyurmuş ki:</p>
<p><em>“Âhirette</em> <em>Cennet</em> <em>bulan</em> <em>kimseye</em> <em>şaşılmaz.</em> <em>Asıl</em> <em>bu</em> <em>dünyada</em> <em>Cen</em><em>net</em> <em>bulan</em> <em>kimseye</em> <em>şaşmak</em> <em>gerekir.</em> <em>Ve</em> <em>yine</em> <em>bir</em> <em>kimsenin</em> <em>âhirette</em> <em>Cen</em><em>net’e</em> <em>girmekle</em> <em>övünmesine</em> <em>şaşmamalıdır.</em> <em>Belki</em> <em>bu</em> <em>dünyada</em> <em>o</em> <em>kimse</em><em>nin</em> <em>Cennete</em> <em>girmesinden</em> <em>dolayı</em> <em>övünmesine</em> <em>şaşmak</em> <em>lâzımdır.”</em></p>
<p>Ârifi billâh, Cennet nimet ve lezzetlerine gömülmüş olup sevinç ve izzet içindedir. Nitekim âhirete göçüp Cennete giren kimse, ölüm ve hastalık derdinden, fakirlik ve zilletin acı ve kederinden kurtulduğu gibi, ârifi billâh olan kimse de korku ve elemden, dünyanın bütün mihnet ve güçlüklerinden kurtulur.</p>
<h3></h3>
<h3>CANIM ARZULAR SENİ</h3>
<p><strong> </strong>Yâ ilâhî, Rahmân’ım, Aşkından perişanım, Bir kez nazar kıl bana, Rûhum arzular Seni.</p>
<p>Ben tâ kâlu belâda, Âşık oldum Zâtına, Dünyâda ve uhrâda Canım arzular Seni.</p>
<p>Sen var iken Allâh’ım, Ben kime yalvarayım. İhsânın bol, lütfun bol, Kalbim arzular Seni.</p>
<p>Zâhir ve bâtınımı, Kılma cüdâ Zâtından.</p>
<p>Sensin benim güvencim, Cismim arzular Seni.</p>
<p>Yâ Rab, Senin aşkınla Fahri âlem görünür.</p>
<p>Dîdârına âşıkım, Canım arzular Seni.</p>
<p>Ey güzeller güzeli, Yoktur Senin nazîrin. Sıddık, Senin kulundur Ruhum arzular Seni.</p>
<p>Aşka düşen zâkirler, hep derler Allah Allah, Hep erenler bu yolda, eylediler can fedâ.</p>
<p>Aşksız insan olur mu, Mevlâ’sını bulur mu? Aşkın her bir damlası, gönülde ummân ola.</p>
<p>Sıddık aşka tâlib ol, yan Rahmân’ın aşkına. Rağbet etme cihâna, saltanata, makâma…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
