Nefs-i Levvâme 3 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Levvâme’nin üçüncü kısmını yazacağız. Sıfat-ı levvâmede olan insanlar: Azizim, ma’lûm ola ki, sıfat-ı levvâme iki sınıf üzeredir. 1.sınıf Ehli Ukba (ahiret) Bunlardan birincisine ehl-i ukbâ tâbir olunur Alâmeti: Bunlar emr-i bil ma’rûfu mümkün olabildiği kadar yerine getirirler...
Hz. İbrahim ( a.s.) ve tevekkül
A+
A-
Hz. İbrahim Peygamber ve tevekkül
Halil İbrâhim (A.S.) zamanında birkaç sene devam eden bir kıtlık oldu. Buğday ve arpa, değme yerlerde bulunmaz bir meta’ haline geldi. Kâfirler Halil İbrâhim Peygambere aldırmazlardı. Onu her hayırlı işten men’ederlerdi. Hz. Halil İbrâhim’in cemâati açlıktan bîzar olmuşlardı. Halil İbrâhim a.s. dedi
ki:
-Bu kâfirler bana şehirden tahıl ve yiyecek aldırmazlar. Bari gideyim de kenar semtlerden alayım.
Develerine boş çuvalları yükletti. Kenar semtlerden tahıl almaya gitti. Kâfirler bunu işitince dört bir yana haberler göndererek nerede olursa olsun İbrâhim Peygambere kimsenin tahıl vesaire vermemesi için sıkı tenbihatta bulundular. Halil İbrahim hz. kimseden istediklerini alamadı. Aciz kaldı. tedbirleri sebebiyle şehre boş dönüyor intibaını silmek için çuvallara kum ve toprak doldurdu, develerine yükletti. Ka firlere karşı evine geldi. Kâfirler bakıp gördüler ki hz. Halil ibrahim’in develeri boş değil, yüklü çuvallarla dönmektedir.
Bunun üzerine kendisine gelerek dediler ki:
-Bunu nereden buldun? Kimden temin ettin?
Gizlice öğrettikleri çocukları çuvalların içindekini kon rol etmek ve büyüklere haber vermek için oynamak üzere öğretilmiş olarak çuvalların yanına gönderdiler. Çocuklar hem oynuyorlar, hem de elleriyle ve parmaklarıyla çuvalları dürtüklüyorlardı ki içindekinin ne olduğunu iyice anlasınlar. Çocuklar denileni yaptılar. Ve kendi kendilerine dediler ki: “Bu buğday değil de buğdayın un haline getirilmişidir.” Hic kimse bu yüklerin un olmadığının farkına varamadı.
Akşamleyin İbrâhim Peygamber hâtunu Sâre’ye dedi ki: -Yâ Sâre! Dur şu çuvallardaki kumu taşıyalım. Üzerimize din gayreti galip geldi. Kâfirlere karşı mahcub olmamaya gayret ettim. Zira gittiğim yerlerde kimse bana tahıl satmadı. Bu sebeple ben de çuvalları kumla doldurdum. Kimse görmedi. Dur çuvalları açıp kimse görmeden dışarıya dökelim.
Sâre Hâtun durdu. Dökmek üzere çuvalların ilkini açtıkları zaman gördü ki çuvalın içi unla dolu. Diğerini açtı, da aynı şekilde unla dolu idi. Hepsi de lâtif buğday unu ile dolu idi.
-Yâ Halil, o kum çuvalı dediğin hangisidir? Açtıklarımın hepsi unla dolu.
-Hepsi de kumla doludur.
-Hepsi kumla değil de buğday unuyla dolu.
Halil Peygamber baktı gördü ki, kumla doldurduğu çuvallar Hakkın kereminden hep un olmuşlar. Hakkın gerçek kullarının gayreti hak üzerinedir. Allah (C.C.) dilerse kumu un eyler, dilerse unu kum.
Ayet-i kerîme: “Allah Teâlâ dilediğini mübâlâğa ile yapar.” (Hûd Sûresi, âyet: 107)
Başka bir âyet de: “İstediği gibi hükmeder.” (Mâide Sûresi, âyet: 1)
Ey bîçâre, nefsine değil, Allah Teâlâ’ya kul ol. Fâni kimselerin kapısında değil, bâki olan Allah Teâlâ’nın kapısında boyun bük. Allah Teâlâ’ya tevekkül et.
İmâm-ı Kuşeyrî Hazretleri Esmâ’ül-Hüsnâ şerhinde buyurduki: “Tevekkülünü sıhhatli olarak yürür yapsa da yapmasa da herkes her hâl ü kârda Allah Teâlâ’dan ister. Başkasından ve O’nun gayrisinden değil. Lâkin mütevekkil kimseler ihtiyaçlarını Allah Teâlâ’dan huşu’ ile, tenezzül ile, bâzan bast ve tezellül ile, bâzan da nâz ile dilerler.”
Kaynaklar : Usul Edeb ve Adab Sıddık Naci Eren hz s.169,170,171
Foto : Balıklıgöl ŞanlıUrfa
Benzer Konular
Nefs-i Levvâme 2 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Levvâme’nin ikinci kısmını yazacağız. Nefsin ikinci sıfatı nefs-i levvâmedir. Kur’ân-ı Kerim’den delili “Kendisini levm eden nefse yemin ederim ki..” (el-Kıyame,2) Nefs-i levvâme öyle bir nefistir ki, bazen rûhun nûru ile nûrlanır. Allah Teâlâ’ya, peygambere, kitaba ve rûha...
Nefs-i Levvâme 1 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Levvâme’nin birinci kısmını yazacağız. Sıfat-ı levvâmede olan insanlar: Azizim, ma’lûm ola ki, sıfat-ı levvâme iki sınıf üzeredir. Bunlardan birincisi ehl-i ukbâ tâbir olunur. Alâmeti: Bunlar emr-i bil ma’rûfu mümkün olabildiği kadar yerine getirirler ve nehy-i anil münkerden...
Nefs-i Emmâre 6 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin altıncı kısmını yazacağız. Nefsi Emmare İnnen nefse le emmaretün bis sûi … (Zira nefis, kötülüğü emredicidir. ) Nefs-i emmâre ; sahibini, daima hayırdan ve saadetten men eder, sahip olduğu ve hükmünü eline geçirdiği vücudu, şerre ve...
Nefs-i Emmâre 5 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin beşinci kısmını yazacağız. Usulü Seyri Suluk 1. Nefsi Emmare “Men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu” “Her kim, nefsini bilirse, Rabbini de bilir.” Sırrına erenler için nefsi bilmek, nefsin aczini bilmek değildir. Olsa olsa hakkın inayeti ve...
Nefs-i Emmâre 4 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin dördüncü kısmını yazacağız. Nefs-i emmâre’nin dördüncü sınıf insanları: Bunun (yani sıfat-ı emmâre’den sıfat-ı levvame’ye geçmenin) ilacı şudur. “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz ” hadis-i şerifine uyarak kişinin kendisini hesaba çekmesidir. Cenâb-ı Hakk’ın Zât-ı azamet-i kibriyâsını...
Nefs-i Emmâre 3 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin üçüncü kısmını yazacağız. Nefs-i emmâre’nin üçüncü sınıf insanları: Bunlar, tarikat ehli olan nefs-i emmâre sahipleridir. Bunlar da ilk iki sınıf insanlar gibi emr-i bi’l-ma’rûfa uymazlar ve nehy-i ani’l-münkerden çekinmezler. Fakat kendilerinden zuhûr eden çirkin ve kötü...
Resûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in Bu Âleme Gelişinin Hikmeti Uşşâkî Meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin Resûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in Bu Âleme Gelişinin Hikmeti hakkında yazdıklarından bir bölümü : Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin ve efdalüssalati ve etemmütteslimi. Alã seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahabetihi ecmaiyn. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a muhsustur. En...