Tasavvuf ve Murâkabe Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin sohbetlerinde sık kullandığı tabirlerden biri de ” Murâkabe” dir. Murakabe, kulun Yüce Rabbinin her an kendisini gördüğünü yakinen bilmesi ve bütün vakitlerini uyanık bir kalple edep üzere geçirmesidir. Diger bir ifadeyle murakabe, kalbin Yüce Allah ile irtibatını kontrol etmek ve...
Hz. İbrahim ( a.s.) ve tevekkül
A+
A-
Hz. İbrahim Peygamber ve tevekkül
Halil İbrâhim (A.S.) zamanında birkaç sene devam eden bir kıtlık oldu. Buğday ve arpa, değme yerlerde bulunmaz bir meta’ haline geldi. Kâfirler Halil İbrâhim Peygambere aldırmazlardı. Onu her hayırlı işten men’ederlerdi. Hz. Halil İbrâhim’in cemâati açlıktan bîzar olmuşlardı. Halil İbrâhim a.s. dedi
ki:
-Bu kâfirler bana şehirden tahıl ve yiyecek aldırmazlar. Bari gideyim de kenar semtlerden alayım.
Develerine boş çuvalları yükletti. Kenar semtlerden tahıl almaya gitti. Kâfirler bunu işitince dört bir yana haberler göndererek nerede olursa olsun İbrâhim Peygambere kimsenin tahıl vesaire vermemesi için sıkı tenbihatta bulundular. Halil İbrahim hz. kimseden istediklerini alamadı. Aciz kaldı. tedbirleri sebebiyle şehre boş dönüyor intibaını silmek için çuvallara kum ve toprak doldurdu, develerine yükletti. Ka firlere karşı evine geldi. Kâfirler bakıp gördüler ki hz. Halil ibrahim’in develeri boş değil, yüklü çuvallarla dönmektedir.
Bunun üzerine kendisine gelerek dediler ki:
-Bunu nereden buldun? Kimden temin ettin?
Gizlice öğrettikleri çocukları çuvalların içindekini kon rol etmek ve büyüklere haber vermek için oynamak üzere öğretilmiş olarak çuvalların yanına gönderdiler. Çocuklar hem oynuyorlar, hem de elleriyle ve parmaklarıyla çuvalları dürtüklüyorlardı ki içindekinin ne olduğunu iyice anlasınlar. Çocuklar denileni yaptılar. Ve kendi kendilerine dediler ki: “Bu buğday değil de buğdayın un haline getirilmişidir.” Hic kimse bu yüklerin un olmadığının farkına varamadı.
Akşamleyin İbrâhim Peygamber hâtunu Sâre’ye dedi ki: -Yâ Sâre! Dur şu çuvallardaki kumu taşıyalım. Üzerimize din gayreti galip geldi. Kâfirlere karşı mahcub olmamaya gayret ettim. Zira gittiğim yerlerde kimse bana tahıl satmadı. Bu sebeple ben de çuvalları kumla doldurdum. Kimse görmedi. Dur çuvalları açıp kimse görmeden dışarıya dökelim.
Sâre Hâtun durdu. Dökmek üzere çuvalların ilkini açtıkları zaman gördü ki çuvalın içi unla dolu. Diğerini açtı, da aynı şekilde unla dolu idi. Hepsi de lâtif buğday unu ile dolu idi.
-Yâ Halil, o kum çuvalı dediğin hangisidir? Açtıklarımın hepsi unla dolu.
-Hepsi de kumla doludur.
-Hepsi kumla değil de buğday unuyla dolu.
Halil Peygamber baktı gördü ki, kumla doldurduğu çuvallar Hakkın kereminden hep un olmuşlar. Hakkın gerçek kullarının gayreti hak üzerinedir. Allah (C.C.) dilerse kumu un eyler, dilerse unu kum.
Ayet-i kerîme: “Allah Teâlâ dilediğini mübâlâğa ile yapar.” (Hûd Sûresi, âyet: 107)
Başka bir âyet de: “İstediği gibi hükmeder.” (Mâide Sûresi, âyet: 1)
Ey bîçâre, nefsine değil, Allah Teâlâ’ya kul ol. Fâni kimselerin kapısında değil, bâki olan Allah Teâlâ’nın kapısında boyun bük. Allah Teâlâ’ya tevekkül et.
İmâm-ı Kuşeyrî Hazretleri Esmâ’ül-Hüsnâ şerhinde buyurduki: “Tevekkülünü sıhhatli olarak yürür yapsa da yapmasa da herkes her hâl ü kârda Allah Teâlâ’dan ister. Başkasından ve O’nun gayrisinden değil. Lâkin mütevekkil kimseler ihtiyaçlarını Allah Teâlâ’dan huşu’ ile, tenezzül ile, bâzan bast ve tezellül ile, bâzan da nâz ile dilerler.”
Kaynaklar : Usul Edeb ve Adab Sıddık Naci Eren hz s.169,170,171
Foto : Balıklıgöl ŞanlıUrfa
Kitap temini : Şelale Yayıncılık / 0 216 420 9581
Benzer Konular
Ahlakın Mertebeleri Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarında Ahlak’tan bahseder. Bugün Ahlak’ın Mertebelerini yazacağız. Allah Teâlâ da, Kuran’da kendisini överek şöyle buyurmuştur: “Sen elbette yüce bir ahlâk üzerindesin.” (Kalem Suresi, ayet 4). Hz. Aişe annemiz de ” Resulullah’ın (s.a.v.) ahlâkı Kuran idi.” buyurmuştur. Tasavvuf da güzel ahlâktır. Güzel Ahlakın...
El Karda Gönül Yarda Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin sohbetlerinde sık kullandığı tabirlerden biri de ” El Karda Gönül Yarda” dır. Ticaret ve alışveriş’in kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymadığı, gözlerin ve gönüllerin dehşetle sarsıldığı bir günden korkan kimseler ” Nur suresi: 37 ayet. “El kârda, gönül...
Hakk c.c. ve Hakikat Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi, ve mürşidleri eserlerinde ve şiirlerinde Hak ve Hakikat’ten şöyle bahsederler : Sıddîk Nâci Eren Efendi Hakk’ın c.c. Mânâsı’nı şöyle anlatır : Hakk’ın mânâsı, vâkia (zihin dışında realiteye) uygun olan sabit . Zât-ı ulûhiyyetine zevâl ve değişiklik ermeyen, dâim olandır. Hak...
Ya Hakk c.c. Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi, kitaplarında Halveti Uşşâkî yolu Seyru Sülukunda taliblere dördüncü makamın dersi ( nefsi mutmainne) olarak Hakk Hakk ya Hakk esmasını tavsiye eder. Selahaddin Uşşâkî hz. Mirat ul Esma kitabında şöyle bahseder : Hakk, Allah’ın isimlerinden olan zât ismidir. Manası: Bâtılın zıddıdır. Yani...
Eyyûb Peygamber (a.s.)ın Sabrı 2 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin eserlerinde Eyyûb a.s. : O melun, Kasdetti ki oğlanlarına bir zarar getirsin. Zira insanın oğlu ,kızı gönlünün meyvesi ve yemişidir. Gece olunca Eyyub’un evine geldi. Gördü ki Eyyüb (A.S.) hatunu ve kızcağızları yatmaktadırlar. Eyyüb’un 9 tane kızcağızı vardı. Hepsi...
Eyyûb Peygamber (a.s.)’ın Sabrı 1 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin eserlerinde Eyyûb a.s. : Belâlara sabredenlerin başında gelenlerden biri de Eyyub (A.S.)dır. Onun gönlüne Hakk’tan başka hiç bir şey gelmezdi. Eyyub’un sabrını Hak Teâlâ meleklere överdi. Onun sabrı yere ve göğe doldu. Cebrâil, İsrâfil, Mikâil, Azrâil ve...
Hazret-i Hatice (Radıyallahu Anha) Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin eserlerinde Hazreti Hatice r.a. : Hazreti Hatice (r.a.) 556 yılında Mekke’de dünyaya teşrif etti. Babası Huveylid, annesi Fâtıma’dır. Nesebi baba tarafından Kusay’da, anne tarafından da Lüey’de sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) soyu ile birleşir. Hz. Hatice kervanlarla ticaret yapardı. Şam’a göndereceği...