Receb-i Şerif’in yirmiyedinci günü : Miraç Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin eserlerinde Receb-i Şerif Ayı uzun ve detaylı şekilde anlatmıştır. Burada Receb-Şerif’in yirmiyedinci gününde gerçekleştiği rivayet edilen Mirac’ı yazacağız. RESÛL-Ü EKREM (S.A.V.) EFENDİMİZ’İN MİRACI “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle başlarım. Ona (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-’ı) âyetlerimizden bazılarını göstermek için...
Hz. İbrahim ( a.s.) ve tevekkül
A+
A-
Hz. İbrahim Peygamber ve tevekkül
Halil İbrâhim (A.S.) zamanında birkaç sene devam eden bir kıtlık oldu. Buğday ve arpa, değme yerlerde bulunmaz bir meta’ haline geldi. Kâfirler Halil İbrâhim Peygambere aldırmazlardı. Onu her hayırlı işten men’ederlerdi. Hz. Halil İbrâhim’in cemâati açlıktan bîzar olmuşlardı. Halil İbrâhim a.s. dedi
ki:
-Bu kâfirler bana şehirden tahıl ve yiyecek aldırmazlar. Bari gideyim de kenar semtlerden alayım.
Develerine boş çuvalları yükletti. Kenar semtlerden tahıl almaya gitti. Kâfirler bunu işitince dört bir yana haberler göndererek nerede olursa olsun İbrâhim Peygambere kimsenin tahıl vesaire vermemesi için sıkı tenbihatta bulundular. Halil İbrahim hz. kimseden istediklerini alamadı. Aciz kaldı. tedbirleri sebebiyle şehre boş dönüyor intibaını silmek için çuvallara kum ve toprak doldurdu, develerine yükletti. Ka firlere karşı evine geldi. Kâfirler bakıp gördüler ki hz. Halil ibrahim’in develeri boş değil, yüklü çuvallarla dönmektedir.
Bunun üzerine kendisine gelerek dediler ki:
-Bunu nereden buldun? Kimden temin ettin?
Gizlice öğrettikleri çocukları çuvalların içindekini kon rol etmek ve büyüklere haber vermek için oynamak üzere öğretilmiş olarak çuvalların yanına gönderdiler. Çocuklar hem oynuyorlar, hem de elleriyle ve parmaklarıyla çuvalları dürtüklüyorlardı ki içindekinin ne olduğunu iyice anlasınlar. Çocuklar denileni yaptılar. Ve kendi kendilerine dediler ki: “Bu buğday değil de buğdayın un haline getirilmişidir.” Hic kimse bu yüklerin un olmadığının farkına varamadı.
Akşamleyin İbrâhim Peygamber hâtunu Sâre’ye dedi ki: -Yâ Sâre! Dur şu çuvallardaki kumu taşıyalım. Üzerimize din gayreti galip geldi. Kâfirlere karşı mahcub olmamaya gayret ettim. Zira gittiğim yerlerde kimse bana tahıl satmadı. Bu sebeple ben de çuvalları kumla doldurdum. Kimse görmedi. Dur çuvalları açıp kimse görmeden dışarıya dökelim.
Sâre Hâtun durdu. Dökmek üzere çuvalların ilkini açtıkları zaman gördü ki çuvalın içi unla dolu. Diğerini açtı, da aynı şekilde unla dolu idi. Hepsi de lâtif buğday unu ile dolu idi.
-Yâ Halil, o kum çuvalı dediğin hangisidir? Açtıklarımın hepsi unla dolu.
-Hepsi de kumla doludur.
-Hepsi kumla değil de buğday unuyla dolu.
Halil Peygamber baktı gördü ki, kumla doldurduğu çuvallar Hakkın kereminden hep un olmuşlar. Hakkın gerçek kullarının gayreti hak üzerinedir. Allah (C.C.) dilerse kumu un eyler, dilerse unu kum.
Ayet-i kerîme: “Allah Teâlâ dilediğini mübâlâğa ile yapar.” (Hûd Sûresi, âyet: 107)
Başka bir âyet de: “İstediği gibi hükmeder.” (Mâide Sûresi, âyet: 1)
Ey bîçâre, nefsine değil, Allah Teâlâ’ya kul ol. Fâni kimselerin kapısında değil, bâki olan Allah Teâlâ’nın kapısında boyun bük. Allah Teâlâ’ya tevekkül et.
İmâm-ı Kuşeyrî Hazretleri Esmâ’ül-Hüsnâ şerhinde buyurduki: “Tevekkülünü sıhhatli olarak yürür yapsa da yapmasa da herkes her hâl ü kârda Allah Teâlâ’dan ister. Başkasından ve O’nun gayrisinden değil. Lâkin mütevekkil kimseler ihtiyaçlarını Allah Teâlâ’dan huşu’ ile, tenezzül ile, bâzan bast ve tezellül ile, bâzan da nâz ile dilerler.”
Kaynaklar : Usul Edeb ve Adab Sıddık Naci Eren hz s.169,170,171
Foto : Balıklıgöl ŞanlıUrfa
Kitap temini : Şelale Yayıncılık / 0 216 420 9581
Benzer Konular
Münacat-ı Kübra 3 ( Büyük Dua ) Münacaat-ı Kübra, Sıddık Naci Eren efendi’nin mürşidi Bekir Sıdkı Visali hz.nin yazdığı bir duadır. MÜNACAT-I KÜBRA 3 Bismillâhirrahmanirrahîm ……. DÜZELTİLECEK Gaybi mutlakta hüviyeti zatta makamı künhü zatına hayran olayım Allah’ım. ( ……. .) Hayatı sermedi aynı zatta makamı hayyi...
Münacat-ı Kübra 4 ( Büyük Dua ) Münacaat-ı Kübra, Sıddık Naci Eren efendi’nin mürşidi Bekir Sıdkı Visali hz.nin yazdığı bir duadır. MÜNACAT-I KÜBRA 4 Bismillâhirrahmanirrahîm ……. DÜZELTİLECEK Aynı zatta zatın ihtiyaçtan münezzeh, makamı samadiyeti zatta senden gayriye muhtaç etme Allah’ım. ( ……. .) Kıyameti Kübra’da nur-u zatın...
Halvet Erbain Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Halvet Erbain kavramlarını yazacağız. Halvet tanimi Tasavvufta, günahlardan korunmak ve daha yoğun ibadet etmek için insanlardan uzak ıssız yerlerde kalmak anlamında kullanılır. Halvetten gaye kalp evini masivadan temizlemek, Hakkı’n sayısız nimetlerini düşünerek gönül halvethanesine Mevla’yı koyup kesrette vahdeti müşahede...
Nefs-i Emmâre 4 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin dördüncü kısmını yazacağız. Nefs-i emmâre’nin dördüncü sınıf insanları: Bunun (yani sıfat-ı emmâre’den sıfat-ı levvame’ye geçmenin) ilacı şudur. “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz ” hadis-i şerifine uyarak kişinin kendisini hesaba çekmesidir. Cenâb-ı Hakk’ın Zât-ı azamet-i kibriyâsını...
Nefs-i Emmâre 3 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin üçüncü kısmını yazacağız. Nefs-i emmâre’nin üçüncü sınıf insanları: Bunlar, tarikat ehli olan nefs-i emmâre sahipleridir. Bunlar da ilk iki sınıf insanlar gibi emr-i bi’l-ma’rûfa uymazlar ve nehy-i ani’l-münkerden çekinmezler. Fakat kendilerinden zuhûr eden çirkin ve kötü...
Resûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in Bu Âleme Gelişinin Hikmeti Uşşâkî Meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin Resûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in Bu Âleme Gelişinin Hikmeti hakkında yazdıklarından bir bölümü : Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin ve efdalüssalati ve etemmütteslimi. Alã seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahabetihi ecmaiyn. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a muhsustur. En...
Nefs-i Emmâre 2 Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin ikinci kısmını yazacağız. Nefs-i Emmâre’nin ikinci sınıf insanları : Bunlar da anlatılanlar gibi, emr-i bi’l-ma’rufa uymazlar. Nehy- ani’l-münkerden kaçınmazlar. Haram olan şeylerin hepsini işlerler, fakat haramı helâl itikat etmezler. Haram olduğunu bilerek işlerler. Derler ki : Kırk...