Nefs-i Emmâre 2
Nefs-i Emmâre 2

Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin ikinci kısmını yazacağız.
Nefs-i Emmâre’nin ikinci sınıf insanları :
Bunlar da anlatılanlar gibi, emr-i bi’l-ma’rufa uymazlar. Nehy- ani’l-münkerden kaçınmazlar. Haram olan şeylerin hepsini işlerler, fakat haramı helâl itikat etmezler. Haram olduğunu bilerek işlerler. Derler ki :
Kırk gün günahkâr iken, bir gün tövbekar oluruz, Allahu Tealâ Afuv’dur, Rahim’dir, kulunun kusurunu affeder, Sular bulanmadan durulmaz. Bir gün olur bunların hepsine tövbe ederiz ve geri kalan ömrümüzü ilâhî emirleri yerine getirmekte harcarız. Şimdi gençliğimiz var. Bu dünyanın neye tahammülü vardır? Hele biraz nefsimizin arzularını verelirm. İhtiyar oldugumuz vakit tevbe ve istiğfâr ederiz. Haramı haramdır diyerek işlemek, küfrü icab etmez. Tevbesiz bile ölsek, bize azab etmek Allah’ın şânından değildir. Gün bu gün… Saat bu saat… Sonunu düşünen bu alemde birşey yapamaz. Allahu Teala’nın bu kadar vaadleri varken bizi cennetten mahrum eder mi?
Hâșâ, bu gibi sözlerle, birbirlerini teselli ederler, türlü türlü fâsid deliller ve tebşîre dâir âyet-i kerimelerle avunurlar. Bütün haramları işlerler. İçlerine asla Allah korkusu gelmez ve kötülüklerine zerre kadar pişman olmazlar. İşledikleri haramlar Keşiş dağı kadar olsa, gözlerine zerre kadar görünmez. Eger fakirlere sadaka olarak biraz para verseler veya buna benzer küçücük bir iyi harekette bulunsalar, Cenab-ı Hak kendilerine cennetin anahtarlarını teslim etmiş kadar bu yapmis oldukları hareketle durmadan övünürler.
Sözün kisası, içlerinde zerre kadar Allah korkusu yoktur ve sanki Cenâb-ı Allah’ın azabından emin olmuşlardır. Asla ve kat’iyyen kendilerinden çıkan haram işlere pişman olmak şöyle dursun, adeta kendilerini Cenâb-ı Hakk’ın rahmet deryasına dalmış sanırlar. Onun için, bu sınıftan da insafa gelerek tevbekâr olanlar yok denecek kadar azdır, Hazreti Allah Kurân- Kerim’inde buyuruyor ki:
“Celâlim Hakk’ı için biz cin ve insten birçoğunu cehennem için halk ettik. Kalbleri vardır, anlamazlar; gözleri vardır, görmezler; kulakları vardır, işitmezler, Onlar, dört ayaklı hayvanlar gibidirler, Belki onlardan da şaşkındırlar. İşte, asıl gafil olanlar bunlardır.” (A’raf suresi; ayet: 179 )
Bu yüzden kendilerine yapılan vaaz ve nasihatlar kulaklarına girmez. Hatta nasihat edenlere düşman olurlar. Bu sınıfın da çoğunluğu imansız gitseler gerektir.
Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin Nefsin mertebelerinden Emmare’nin ikinci kısmını aktarmaya çalıştık .
Kaynaklar :
1- Sıddık Naci Eren hz Ey Gönül Var Allah’a Kulluk Eyle syf.204- 205
Foto :
Kitap temini : Şelale Yayıncılık / 0 216 420 9581