Nefsi Emmare 5

Nefsi Emmare 5

Nefs-i Emmâre 5

 

Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin kitaplarındaki Nefsin mertebelerinden Emmare’nin beşinci kısmını yazacağız.

Usulü Seyri  Suluk

1. Nefsi Emmare

“Men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu”
“Her kim, nefsini bilirse, Rabbini de bilir.”
Sırrına erenler için nefsi bilmek, nefsin aczini bilmek değildir. Olsa olsa  hakkın inayeti ve tevhidin nuru ile hasıl olur. Onun zevki, vicdanidir. İki küreğinin arasında bir keyfiyetten ibarettir.

Eğer yirmi dört saat içinde kendisine dört saat bir pişmanlık gelir de ibadet, taat ve kullukta bulunursa o zaman ruh-u sultan, ruh-u hayvanı tahtından al aşağı eder. Alır almaz nefsin emmareliği de levvameliğe dönüşür. Nefsi Emmare sıfatları sırasıyla şunlardır;
Nefsi Emmarede olan zakirler;
1-        Nefsü emmare biri, hem göktür anın rengi
Sıfatları yedirir, hem hayvani vahşidir
(Le ammaretün bissü) mazharıdır
Hırs, tamah, şehvet, gazap huyudur
Buğz u hased hem bahillik fi’lidir.
Darb-ü zulüm, hubbü dünya zevkidir
Selb-ü dünya, mavt-i canı havfidir
La ilahe illallah zikri hem necatıdır
Mürşidinin himmeti hem ona irşadıdır.

Nefsi emmareden nefsi levvameye geçtikçe, her ne kadar abid ve zahid olurlarsa da, levvamenin ilerlemesi mülhimeye gerilemesine yine emmare olduğundan ve henüz ruhu hayvan da askerlerini toplayarak vücud ülkesinden çıkıp gitmediğinden bir punduna getirir ve ruh-u sultanı tahtından indiriverir. Onun için levvame ile emmare arasında bulunan kimsede korku çok olur.
Salik levvameden emmareye düşerse o zaman kalb evvelki safasını bulamaz. Salikte bir iç darlığı, sıkıntı ve kalbinde bir ateş olur ki, anlatılması mümkün değildir. Fakat hakkında inayettir. Çünkü bununla halini bilir. Hemen tevbe ve istiğfar eder, aman kapısına düşer, çalışır, çabalar, ağlar, sözün kısası be yapar ve Allahu Teala’nın inayetiyle inler. Yolunu bularak tekrar ruh-u sultanı üstün hale getirir. O zaman salikin içine bir ferahlık ve genişlik gelir.
Eğer gerilediği zaman salikte iç darlığı ve sıkıntılar olmasaydı ruh-u hayvanın üstün geldiğini sezemez, nefs-i emmareye düştüğünü farkedemez, ruh-u sultanın altta olduğunu da bilemezdi. Bilemediği içinde kusurunun affı ile ilerlemek çarelerine teşebbüs edemezdi. Tamamen emniyet içinde kalır, Hakk’ın mekrinden emin olur ve:
“Yoksa Allahu Teala’nın mekrinden emin mi oldular? Allahu Teala’nın mekir ve tehdidinden, ancak hüsrana uğrayan kullar emin olabilirler.”
Hükmü celiline müstehak bulunurdu. Bu ise -mazallah- ezeli şekavet alametidir (yani her türlü kötülük ve isyanlarda bulunduğu halde, zahiren ve batınen ilahi bir terbiye zuhur etmemesi, bir dert bela, gam ve kedere uğramayarak nefsinin hazları ve zevkleri ile ömür sürmesi). Eğer bir kimse kendisinde bu halden eser bulundursa, başını taşlara vurarak çaresine baksın. Çünki sui hatime alametidir.
Nefs-i emmare sahibi olan, yirmidört saat içinde dört saat bütün azalarını şeriatle örter ve masiyyete dönmezse ruh-u hayvan açıkta kalır. Barınabileceği şer-i şerife aykırı bir yere bulamayınca, işte o zaman o kimseye “Levvame Sahibi” denilir. O kul Cenab-ı Kibriya’ya yalvarıp yakararak niyaz eder. “Aman ya Rab, beni ibadet ve taatten geri koyma” der.

Uşşâkî meşayıhından Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin Nefsin mertebelerinden Emmare’nin beşinci kısmını aktarmaya çalıştık .

Kaynaklar :

1- Sıddık Naci Eren hz  Evliyaullah Kelamları Tasavvuf Önderleri

Foto :

Kitap temini : Şelale Yayıncılık  / 0 216 420 9581