Tevhidin mertebeleri

Tevhidin mertebeleri
A+
A-

Tevhidin mertebeleri

Uşşâkî tarikatı büyüklerinden Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin hocası olan Bekir Sidki Visâlî Hazretleri’nin mürşidi, Abdurrahman Sâmî Niyâzî kuddise sirruh Hazretleri’nin eserlerinde geçen kavramlardan biri de “ Tevhidin mertebeleri ”dır.

Tevhid-i iman – “Lâ ma‘bûde illallah”Allah’tan başka ibadet edilecek yoktur.

Tevhid-i ilmî – “Lâ maksûde illallah”Allah’tan başka gaye yoktur.

Tevhid-i hâl – “Lâ mahbûbe illallah”Allah’tan başka sevilecek yoktur.

Tevhid-i ilâhî – “Lâ mevcûde illallah”Allah’tan başka (hakikatte) mevcut yoktur.

Bu dört Tevhid, ibadet → niyet → sevgi → varlık ekseninde tevhidin kemalini anlatır.

Bir misal,

Talebe:
Efendim, tevhidin mertebelerinden söz edilir. Bunları nasıl anlamalıyım?

Mürşid:
Tevhid tek bir hakikattir; fakat kulun idraki merhale merhale açılır. İlk adım Tevhid-i İmandır:
“Lâ ma‘bûde illallah” — İbadete layık olan yalnızca Allah’tır.

Talebe:
Bu, bildiğimiz iman değil mi?

Mürşid:
Evet. Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fâtiha 1:5)

Ve Resûlullah şöyle der:

“İslâm, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmendir…”

Bu mertebede kul, yönünü düzeltir. Secdeyi tek kapıya çevirir.

Talebe:
Peki sonra?

Mürşid:
Sonra Tevhid-i İlmî gelir:
“Lâ maksûde illallah” — Maksat yalnızca O’dur.

Talebe:
Yani insanın bütün hedefleri tekleşir mi?

Mürşid:
Evet. Çoklukta görünen niyetler aslında tek bir hakikate yönelir. Kur’an şöyle der:

“De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En‘âm 6:162)

Kul bunu idrak ettiğinde, her işin özünde O’nu aradığını fark eder.

Talebe:
Bu hâl kalbe nasıl yansır?

Mürşid:
Orada Tevhid-i Hâl başlar:
“Lâ mahbûbe illallah” — Sevilen yalnızca O’dur.

Talebe:
Sevgi de mi tevhid olur?

Mürşid:
Olur. Çünkü kalp iki sevgiyi taşımaz. Kur’an buyurur:

“İman edenlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlüdür.” (Bakara 2:165)

Ve bir hadiste:

“Kul, beni her şeyden daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.”

Bu mertebede kulun kalbi, fanî sevgilerden arınır; sevgi tek merkezde toplanır.

Talebe:
En son mertebe nedir?

Mürşid:
Tevhid-i İlâhî:
“Lâ mevcûde illallah” — Hakiki varlık yalnızca O’dur.

Talebe:
Bu, anlaması en zor olan gibi.

Mürşid:
Çünkü burada perde incelir. Kur’an şöyle işaret eder:

“Nereye dönerseniz dönün, Allah’ın yüzü oradadır.” (Bakara 2:115)

Ve başka bir ayet:

“O, evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır.” (Hadîd 57:3)

Kul burada varlığı farklı görmez; her şeyi O’nunla kaim bilir.

Talebe:
O hâlde bu yol nasıl özetlenir?

Mürşid:
İmanla başlar: yalnız O’na kulluk.
İlimle derinleşir: yalnız O’nu amaçlamak.
Hâl ile yaşanır: yalnız O’nu sevmek.
Hakikatle tamamlanır: yalnız O’nu var bilmek.

Talebe:
Bu mertebelere ulaşmak mümkün mü?

Mürşid:
Yol açıktır. Fakat yürüyen azdır. Çünkü herkes “bir” der, ama azı gerçekten “bir” görür.

 

Kaynak : Abdurrahman Sami Niyazi hz.nin eserlerinden Ahmed kardeşimiz derledi.