Girdim tevhid yoluna, rehber oldu aşk bana Bir mürşide bağlandım, başka mürşid gerekmez Hak’tan gayrı hiçbir şey, asla bana gerekmez İstemezem şol cihânı, gayrı sevdâ gerekmez Şerîat ve tarîkat, ne güzeldir hakikat Tattım mârifet zevkini, bu fâni zevk gerekmez Girdim dost bahçesine, koklamışam gülleri Bülbül oldum gül...
Geçtik zevki safâdan, Hakk’ı ister cânımız Ettik Nasûh tövbesi, affola günahımız Terk eyledik kesreti, çekildik biz vahdete Mürşidimiz emretti, pirimiz sultânımız Şol gönül âleminden, attık gayrı sevdâyı Erdik fenâ-fillâha, yokluktur erkânımız Hak hidâyet eyledi, geçtik cümle zulmetten Girdik tevhid yoluna, coştu şol imânımız Seyr-i sülûk eyledik,...
Hakk’a âşık olanlar, yanar içi nâr olur Dinmez gözünün yaşı, masivâdan pâk olur Aşkın zülfü takılsa, tâht-ı tâcı terk eder Leylâ aşkın kim alsa, mecnûn misâli olur Candan Allah Hû dese, kaynar aşkın çömleği Yakûp gibi gözünün, yaşları pınar olur Bak İbrahim Edhem de, malı mülkü terk...
Kurtar bizi benlikten, n’olur yâ Rab yâ Allah Şarâb-ı tahûradan, içelim kana kana Hiçbir şeyde bulunmaz, ol şarâbın lezzeti İçer cümle ehlullah, yanar aşkın nârına İçemez münâfıklar, isyankâr günahkârlar İçer Mevlâ dostları, ererler murâdına Feyiz nedir aşk nedir, bilmez gâfil olanlar Üzümden olma değil, ol şarâb-ı tahûra...
Gördüm demez görenler, Rahmân’ın esrârını Erse nice makâma, erenlerde söylemez Yere göğe sığmayan, bir mü’min kalbinde Kalbi nazargâh olan, olanlarda söylemez Erdiler tâ menzile, hep ehlullâh bu yolda Dost didârı gördüler, görenler de söylemez Neylesinler cihânı, aşka düşen zâkirler Varırlar peygambere, varanlar da söylemez Benliğinden gel...
Hakk’a âşık olan kullar, irfân ehli anlar bizi Peygambere yakın olan, ol tâbip anlar bizi Bu cihânın gülzârına, bülbül olan anlamaz Dost aşkıyla zâri zâri, ağlayan anlar bizi Biz şol gönül âleminden, attık gayri sevdâyı Soyunduk masivâdan, ârif olan anlar bizi Hak aşkıyle hayrâneyiz, didârına mestâneyiz Varlığından soyunup, uryân olan...
Gir mekteb-i irfâna, safâ gelsin canına Ani kısa zamanda, tut bir mürşid elini Ehlullaha yakın ol, gâfil olma ey insan Meyyid gibi teslim ol, götürür Hakk’a seni Mevlâ’nın sevdikleri edeb üzre her dâimi Yâ Rab affet ümmeti, der Hakk’ın velileri Evliyâlar cümlesi, zikrederler her dâim Vecde gelip...
Zâhid sûret gözetme, gel içeru câna bak Çevir gönül gözünü, gel levh-i mahfûza bak Gel gir tevhid yoluna, eyle seyr-i sülûku Oku Kur’ân zikreyle, Mevlâ’nın emrine bak Mevcudâtın ilmine, gel bak bir kez ibretle Hak ilminin yanında, bir nokta imiş ancak Kulluğundan mülâzım, bu cihânın şâhları Kapusunda insanlar, kul eyleyen...
Şerîatın ahkâmı, hakîkatsız bilinmez Hakîkatın sırları, tarîkatsız bilinmez Mârifet bir güneştir, tutmuş hep kâinâtı Mârifetin sırları, evliyâsız bilinmez Terk et gönül gayriyi, Hakk’a ermek dilersen Resûl’e varmayınca, yüce Rahman bilinmez Şerîat elde mizân, çek mizânda kendini Şerîata uymadan, Fahr-i Âlem bilinmez Sıkı sarıl İslâm’a, Seyr-i sülûk...
Zikre verme gel adet, sen ölmezsin tâ ebed Gicelerde gündüzde, Allah de sen dâima Gel kalbini pâk eyle, hep cümle masivâdan Dost rızâsı ararsan, Allah de sen dâima Kalk uyan sen uykudan, vakti seher olunca Akıt gözden yaşları, Allah de sen dâima Gel nefs ile kıl cihâd, verme cihâna gönül...
Lütfet bana Allah’ım Kulluk edeyim sana İmânım yoldaş eyle Yâ Rabbena yâ Allah Geçir fâni lezzetten Kabul et huzûruna Reddeyleme duâmı Yâ Rabbena yâ Allah Ne günahım var ise Kıl mağfiret Allah’ım İhsân eyle rızânı Yâ Rabbena yâ Allah Pâk eyle şol kalbimi Hep cümle masivâdan Vahdet yolunu göster Yâ...
Allah’ım seni sevmek, ne güzeldir ne güzel Resûl’ünü bir görmek, ne güzeldir ne güzel Geldik fâni cihâna, kulluk eylemek içûn Bizlerden râzı olsan, ne güzeldir ne güzel Aşk ateşiyle pişmek, sonunda sana ermek Kalbi Beytullâh etmek, ne güzeldir ne güzel Gönlümüzü pâk etsek, her an Zikrullâh ile Olsa dâim nazargâh,...
Derviş olan kişiler, zikrederler Allah’ı Dervişlere taş atan, imân ile göçer mi? Düşme sakın gaflete, onlar Mevlâ dostları Aman sakın hor bakma, incitme dervişleri Ayrılmazlar İslâm’dan, Cenâb-ı Mustafa’dan Tâat üzre her dâimi, hor görme dervişleri Gâyeleri Rızaûllah, ne saltanat ne makâm İntikâm alır Mevlâ, incitme dervişleri Onlar Allah velisi, amelleri...
Gel gör beni aşk neyledi, aldı beni mest eyledi Yandım aşkın nârına, her cânibim zikreyledi Aşk bir bahr-ı ummândır, yoktur anın kenârı Daldım aşk deryâsına, gel gör beni aşk neyledi Kaynadı aşk çömleği, çûn oynadı nâr-ı aşk Görenler mecnûn sanır, gel gör beni aşk neyledi Tâ giceler gündüzlerde, rahat vermez...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Şol canından geçmeden, bulunmaz bâb-ı rıza Emr-i Hakk’ı tutmadan, Resûl’ü arzularsın Ko dünyâ gafletini, er “men aref” sırrına Sen nefsini bilmeden, Rabbini arzularsın Vardır yetmiş bin hicâp, Hak’la kul arasında Yedisini geçmeden, ihsânı arzularsın Şol nefs-i emmâreden, vaz...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Ko zühtünü aşka düş, hükümdâr etsin seni Pîr aşkına kulluk et, sultân eylesin seni Bülbül gibi feryâd et, sesin çıksın göklere Kokar dâim ol güller, mest eylesin hem seni Soyun şöhret libâsından, bırak âr ve nâmusu Giy melâmet hırkasını, kimseler bimez...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Bahçesinde gül olsam, kapısında kul olsam Ben ona köle olsam, rehberim mürşidime İlm-i ledün sultanı, çok yücedir makamı Gelir talip olanlar, rehberim mürşidime Erenlerin gerçeği, has bahçenin çiçeği Lütfeylemiş yüce Hak, rehberim mürşidime Ol hakikat ehlidir, böylesi ender gelir Kutbiyet...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Pişmanım günahıma, rahmeti bol padişah Tövbe tövbe Allah’ım, tövbe estağfurullah Bir kez nazar kıl bana, gönlüm olsun pür-safâ Azap etme canıma, Rabbena yâ Allah Ettim Nâsuh tövbesi, hep isyân günahıma Sensin Gafûr ve Rahim, tövbe estağfurullah Gerek günah-ı...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Geldim fâni cihâna, kulluk eylemek içûn Zâtına kul eyledi, şükür elhamdülillâh Dünyâda ve ukbâda, onu sev onu tanı İhsânı bol lütfû bol, şükür elhamdülillâh Gitmem gayrı kapılara, sen var iken Allah’ım Ancak sensin güvencim, şükür elhamdülillâh Taştı...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Mevlânın güzel adı. Siler gönülden pası Budur esmânın hası, lâ ilâhe illâllâh Gel tevhide tevhide, Hakk’ı zikret her yerde Gönüllerde dillerde, lâ ilâhe illâllâh At gönülden hevâyı, terk eyle masivâyı Her insanın necâtı, lâ ilâhe illâllâh Mü’minler...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Kim ki aşka yâr olsa, her işi âsân olur Yansa aşkın nârına, sözleri Kur’ân olur Seyr-i sülûk eyle sen, gel gir tevhid yoluna Hasta olan canlara, derdine dermân olur Söyle cân-ı gönülden, de dâim Allah Allah Et salâvat...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Uyan gafletten uyan, kalk uyan seherlerde Döküp gözden yaşları, ağla sen seherlerde Açılır bâb-ı subhân, dökülür feyz-i Rahman Vakt-i seher uyuma, kalk uyan seherlerde Hiç uyur mu sabaha, Hakk’a âşık olanlar Eyle tövbe istiğfar, kalk uyan seherlerde ...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Yâ Rabbena yâ Allah, bir kez nazar kıl bana Bende benlik kalmasın, aşkından kılma cüdâ Canları hayrân eden, nûr cemâlindir senin Mahrum eyleme beni, kabul et huzûruna Erdiler tâ menzile, hep erenler bu yolda Ol sebepten olmuşam, dâim...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Bu cihânda ben kulluk, edebildim mi yâ Rab? Resûlullâh’a ümmet, olabildim mi yâ Rab? Bir gün gelecek ecel, hazır olabildim mi? Can hûlkuma geldikte, yardım ola mı yâ Rab Cihandan ayrıldıkta, kara toprak altında Kabirdeki ahvâlim, cennet ola...
Sonraki sayfa »
Daha Fazla İçerik Yükle
Yükleniyor...