Sıddîk Nâci Eren Efendi Hz. (ks) sohbetlerinde sık sık bu şiiri okurdu Arif ona derler ki ol kan ola Marifet denizinde (âleminde ) umman ola Atlayacak Marifet düldülüne Arşı, kürsü hep ona seyran ola Hak deyecek nefesi Hak’tan gele Söyleyecek sözleri Kur’an ola Hem yine bir arifin sözü Dertlilerin derdine...
Uşşâkî Şeyhi Sıddîk Nâci Eren Efendi’nin şiirlerinde geçen Tefekkür ve Ahiret kavramı: Gel tefekkür eyle sen / Sıratı narı (Kıyameti kübrayı) fikreyle / Hüda’dan mağfiret bekle / Açıktır mağfiret babı (1) Aklını yorma, şol fani dünyaya / Adı üstünde, yalan dünyadır bu / Fikrini sarfede gör ol uhraya (ahiretle...
Sıddîk Nâci Eren Efendi Hz.’lerinin (ks) şiirlerinde Tefekkür ve Ölüm Bir gün gelir seferin, gel tefekkür eyle sen / Hani gelüp gidenler, yalvar güzel Allah’a (1) Hani Sultan Süleyman, kime kaldı bu cihan / Gel tefekkür eyle sen, öğütler yeter sana (2) Cihanda kalmaz kişi, hani anan ve baban...
Düşmüşem ben gaflete, yâ ilâhi Rahmân’ım Yakma nâr-ı cahimde, âcizim günahkârım Ettim ise ben hatâ, pişmanım birden bine Cümle günahlarımı, kıl mağfiret Allah’ım Düştüm gaflet uykusuna, aldattı nefs-i emmâre Rahmetinle affeyle, isyânıma pişmanım Sensin Gafur ve Rahim, rahmetinle affeyle Aldanmışam nefsime, amân canım Allah’ım Fayda gelmez...
İbret ile bir kez bak, nerde Âdem ve Hâvva Zâri zâri ağla sen, yalvar güzel Allah’a Nûh peygamber yaşadı, dokuz yüz elli sene O da gitti ukbâya, gel aldanma cihâna Nerde Mûsa ve İsâ, hani Sultan Süleyman Hep gitti enbiyâlar, şol fâniye aldanma Saatları nimet bil, değelendir...
Rûh bülbülü uçmadan, uyan be gâfil uyan Mevlâ’ya kulluk eyle, uyan be gâfil uyan Tövbe et günahına, geçti ömrün isyânla Kabir azâbı vardır, uyan be gâfil uyan Gel tövbeye tövbeye, ölüm gelip çatmadan Yalvar güzel Allah’a, uyan be gâfil uyan Bin bir günah işledin, gönlün siyah eyledin...
Kulluk eyle Mevlâ’ya, rûh bülbülü uçmadan Rahat verme nefsine, yalvar güzel Allah’a Azametli krallar, nerde ol pâdişahlar Gel bunlardan ibret al, aldanma şol cihâna Şol cihân bir imtihan, iki kapılı bir han Hak’tan gayrı dost mu var, kurtaracak acaba Ne kadar çok yaşasan, bir gün gelir seferin...
Gelmişem bu cihâna, kulluk eylemek içûn Tâat gücü ver bana, yâ Hazret-i Allah’ım Seni seven kullar ile beni de kıl onlar ile Kabul eyle huzûruna, yâ Hazret-i Rahman’ım Aşkın ile yanayım, yana yana kül olayım Sonunda sana varayım, yâ Hazret-i Allah’ım Coşar arz-ı semâvât, yâ Rab senin...
Girdim tevhid yoluna, rehber oldu aşk bana Bir mürşide bağlandım, başka mürşid gerekmez Hak’tan gayrı hiçbir şey, asla bana gerekmez İstemezem şol cihânı, gayrı sevdâ gerekmez Şerîat ve tarîkat, ne güzeldir hakikat Tattım mârifet zevkini, bu fâni zevk gerekmez Girdim dost bahçesine, koklamışam gülleri Bülbül oldum gül...
Geçtik zevki safâdan, Hakk’ı ister cânımız Ettik Nasûh tövbesi, affola günahımız Terk eyledik kesreti, çekildik biz vahdete Mürşidimiz emretti, pirimiz sultânımız Şol gönül âleminden, attık gayrı sevdâyı Erdik fenâ-fillâha, yokluktur erkânımız Hak hidâyet eyledi, geçtik cümle zulmetten Girdik tevhid yoluna, coştu şol imânımız Seyr-i sülûk eyledik,...
Hakk’a âşık olanlar, yanar içi nâr olur Dinmez gözünün yaşı, masivâdan pâk olur Aşkın zülfü takılsa, tâht-ı tâcı terk eder Leylâ aşkın kim alsa, mecnûn misâli olur Candan Allah Hû dese, kaynar aşkın çömleği Yakûp gibi gözünün, yaşları pınar olur Bak İbrahim Edhem de, malı mülkü terk...
Kurtar bizi benlikten, n’olur yâ Rab yâ Allah Şarâb-ı tahûradan, içelim kana kana Hiçbir şeyde bulunmaz, ol şarâbın lezzeti İçer cümle ehlullah, yanar aşkın nârına İçemez münâfıklar, isyankâr günahkârlar İçer Mevlâ dostları, ererler murâdına Feyiz nedir aşk nedir, bilmez gâfil olanlar Üzümden olma değil, ol şarâb-ı tahûra...
Gördüm demez görenler, Rahmân’ın esrârını Erse nice makâma, erenlerde söylemez Yere göğe sığmayan, bir mü’min kalbinde Kalbi nazargâh olan, olanlarda söylemez Erdiler tâ menzile, hep ehlullâh bu yolda Dost didârı gördüler, görenler de söylemez Neylesinler cihânı, aşka düşen zâkirler Varırlar peygambere, varanlar da söylemez Benliğinden gel...
Hakk’a âşık olan kullar, irfân ehli anlar bizi Peygambere yakın olan, ol tâbip anlar bizi Bu cihânın gülzârına, bülbül olan anlamaz Dost aşkıyla zâri zâri, ağlayan anlar bizi Biz şol gönül âleminden, attık gayri sevdâyı Soyunduk masivâdan, ârif olan anlar bizi Hak aşkıyle hayrâneyiz, didârına mestâneyiz Varlığından soyunup, uryân olan...
Gir mekteb-i irfâna, safâ gelsin canına Ani kısa zamanda, tut bir mürşid elini Ehlullaha yakın ol, gâfil olma ey insan Meyyid gibi teslim ol, götürür Hakk’a seni Mevlâ’nın sevdikleri edeb üzre her dâimi Yâ Rab affet ümmeti, der Hakk’ın velileri Evliyâlar cümlesi, zikrederler her dâim Vecde gelip...
Zâhid sûret gözetme, gel içeru câna bak Çevir gönül gözünü, gel levh-i mahfûza bak Gel gir tevhid yoluna, eyle seyr-i sülûku Oku Kur’ân zikreyle, Mevlâ’nın emrine bak Mevcudâtın ilmine, gel bak bir kez ibretle Hak ilminin yanında, bir nokta imiş ancak Kulluğundan mülâzım, bu cihânın şâhları Kapusunda insanlar, kul eyleyen...
Şerîatın ahkâmı, hakîkatsız bilinmez Hakîkatın sırları, tarîkatsız bilinmez Mârifet bir güneştir, tutmuş hep kâinâtı Mârifetin sırları, evliyâsız bilinmez Terk et gönül gayriyi, Hakk’a ermek dilersen Resûl’e varmayınca, yüce Rahman bilinmez Şerîat elde mizân, çek mizânda kendini Şerîata uymadan, Fahr-i Âlem bilinmez Sıkı sarıl İslâm’a, Seyr-i sülûk...
Zikre verme gel adet, sen ölmezsin tâ ebed Gicelerde gündüzde, Allah de sen dâima Gel kalbini pâk eyle, hep cümle masivâdan Dost rızâsı ararsan, Allah de sen dâima Kalk uyan sen uykudan, vakti seher olunca Akıt gözden yaşları, Allah de sen dâima Gel nefs ile kıl cihâd, verme cihâna gönül...
Lütfet bana Allah’ım Kulluk edeyim sana İmânım yoldaş eyle Yâ Rabbena yâ Allah Geçir fâni lezzetten Kabul et huzûruna Reddeyleme duâmı Yâ Rabbena yâ Allah Ne günahım var ise Kıl mağfiret Allah’ım İhsân eyle rızânı Yâ Rabbena yâ Allah Pâk eyle şol kalbimi Hep cümle masivâdan Vahdet yolunu göster Yâ...
Allah’ım seni sevmek, ne güzeldir ne güzel Resûl’ünü bir görmek, ne güzeldir ne güzel Geldik fâni cihâna, kulluk eylemek içûn Bizlerden râzı olsan, ne güzeldir ne güzel Aşk ateşiyle pişmek, sonunda sana ermek Kalbi Beytullâh etmek, ne güzeldir ne güzel Gönlümüzü pâk etsek, her an Zikrullâh ile Olsa dâim nazargâh,...
Derviş olan kişiler, zikrederler Allah’ı Dervişlere taş atan, imân ile göçer mi? Düşme sakın gaflete, onlar Mevlâ dostları Aman sakın hor bakma, incitme dervişleri Ayrılmazlar İslâm’dan, Cenâb-ı Mustafa’dan Tâat üzre her dâimi, hor görme dervişleri Gâyeleri Rızaûllah, ne saltanat ne makâm İntikâm alır Mevlâ, incitme dervişleri Onlar Allah velisi, amelleri...
Gel gör beni aşk neyledi, aldı beni mest eyledi Yandım aşkın nârına, her cânibim zikreyledi Aşk bir bahr-ı ummândır, yoktur anın kenârı Daldım aşk deryâsına, gel gör beni aşk neyledi Kaynadı aşk çömleği, çûn oynadı nâr-ı aşk Görenler mecnûn sanır, gel gör beni aşk neyledi Tâ giceler gündüzlerde, rahat vermez...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Şol canından geçmeden, bulunmaz bâb-ı rıza Emr-i Hakk’ı tutmadan, Resûl’ü arzularsın Ko dünyâ gafletini, er “men aref” sırrına Sen nefsini bilmeden, Rabbini arzularsın Vardır yetmiş bin hicâp, Hak’la kul arasında Yedisini geçmeden, ihsânı arzularsın Şol nefs-i emmâreden, vaz...
Uşşaki Meşayıhından Sıddık Naci Eren Efendi Hazretlerinin Divan’ından Ko zühtünü aşka düş, hükümdâr etsin seni Pîr aşkına kulluk et, sultân eylesin seni Bülbül gibi feryâd et, sesin çıksın göklere Kokar dâim ol güller, mest eylesin hem seni Soyun şöhret libâsından, bırak âr ve nâmusu Giy melâmet hırkasını, kimseler bimez...
Sonraki sayfa »
Daha Fazla İçerik Yükle
Yükleniyor...